İçeriğe geç

Kuyumculuk caiz midir ?

Kuyumculuk Caiz midir? Kayseri’de Bir Çıraklık Hikâyesi ve Kalbimde Kalan Sorular

Kayseri’de Başlayan Bir Arayış: Altının Parıltısı mı, Kalbin Sesi mi?

Hoş geldiniz! Newold olarak bu yazımızda “Kuyumculuk caiz midir” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.

Kayseri’de yaşadığım küçük bir mahallede, çocukluğumdan beri aynı sorunun etrafında dolaşan bir hikâyem var. 25 yaşındayım ve yıllardır tuttuğum günlüklerimde bazen aynı cümleye rastlıyorum: “İnsan yaptığı işten emin olmak istiyor.”

Ben duygularını içine atan biri olmadım hiç. Mutluluğumu da kırgınlığımı da heyecanımı da defterimin sayfalarına dökerim. Belki de bu yüzden kuyumculuk meselesi benim için sadece bir meslek seçimi olmadı. İçimde sürekli büyüyen bir arayışa dönüştü.

Bir gün Kayseri’nin eski çarşılarından birinde yürürken, vitrindeki altınların ışığı dikkatimi çekti. Küçüklüğümden beri altının insanlarda farklı bir anlam taşıdığını bilirdim. Kimi için bir yatırım, kimi için bir hatıra, kimi için ise sevdiklerine verilen değerli bir armağandı.

O gün içeri adım attığımda hayatımda yeni bir kapının açılacağını bilmiyordum.

Kuyumcu Dükkânındaki İlk Günüm ve İçimdeki Heyecan

Dükkânın sahibi Mehmet amca, yıllardır bu işi yapan sakin ve güler yüzlü bir insandı. Bana ilk söylediği şey hâlâ aklımda:

“Evlat, kuyumculuk sadece altın satmak değildir. İnsanların emanetine sahip çıkmaktır.”

Bu cümle beni çok etkiledi. Çünkü ben bir iş yaparken sadece para kazanmayı değil, yaptığım şeyin içime sinmesini isteyen biriyim.

İlk günlerde altın çeşitlerini öğrenirken, yüzüklerin, bileziklerin ve takıların arkasındaki hikâyeleri dinledim. Bir anne oğlunun düğünü için bilezik alıyordu. Genç bir adam evlilik teklifi için yüzük seçiyordu. Yaşlı bir kadın yıllardır sakladığı altınlarını bozdurmak için gelmişti.

Her altının arkasında başka bir hayat vardı.

Ama zaman geçtikçe aklımda bir soru oluşmaya başladı:

“Kuyumculuk caiz midir?”

Bu soruyu ilk kez kendime sorduğumda biraz şaşırmıştım. Çünkü yaptığım iş güzel görünüyordu, insanlarla iletişim kuruyordum, onların önemli günlerine şahit oluyordum. Fakat içimdeki hassasiyet bana sürekli doğruyu araştırmam gerektiğini söylüyordu.

Bir Akşam Günlüğüme Yazdığım En Uzun Sayfa

O akşam eve geldiğimde her zamanki gibi odamın köşesine oturdum ve günlüğümü açtım.

Sayfaya uzun süre hiçbir şey yazamadım.

Bazen insanın içinde biriken düşünceler kelimelere dönüşmekte zorlanıyor. Ben de öyle hissettim. Bir yandan kuyumculuğa karşı büyük bir heyecan duyuyordum, diğer yandan yaptığım işin dinî açıdan uygun olup olmadığını anlamak istiyordum.

Defterime şunu yazmışım:

“Bir işi sevmek yetmez. O işin kalbime huzur vermesi gerekir.”

Bu cümleyi yazarken gerçekten duygulanmıştım. Çünkü benim için mesele sadece meslek değildi. İnandığım değerlere uygun bir hayat sürmek istiyordum.

Ertesi gün Mehmet amcaya bu konuyu sordum.

Bana kızacağını ya da garipseyeceğini düşündüm. Fakat tam tersine yüzünde sakin bir ifade vardı.

“Böyle sorular sorman güzel. İnsan yaptığı işi sorgulamalı. Helal ve haram konusunda dikkatli olmak insanın vicdanını rahatlatır.”

Kuyumculuk ve Helal Kazanç Arasındaki Bağ

Kuyumculuk tarih boyunca birçok toplumda önemli bir meslek olmuştur. İnsanlar altını hem süs eşyası hem de değer saklama aracı olarak kullanmıştır.

İslam’da ticaret genel olarak helal kabul edilir. Ancak ticaretin nasıl yapıldığı büyük önem taşır. Haksız kazanç, aldatma, faiz, ölçü ve tartıda hile gibi davranışlar dinen uygun görülmez.

Bu yüzden “Kuyumculuk caiz midir?” sorusunun cevabı sadece mesleğin adına bakılarak verilmez. Asıl önemli olan, kuyumculuğun hangi şartlarda yapıldığıdır.

Bir kuyumcu dürüst davranıyorsa, müşterisini yanıltmıyorsa, alışveriş kurallarına dikkat ediyorsa ve dinî hassasiyetlere uygun hareket ediyorsa yaptığı iş birçok âlime göre caiz kabul edilen ticaret kapsamında değerlendirilir.

Bunu öğrendiğimde içimde büyük bir rahatlama hissettim.

Çünkü bazen insan bilmediği bir konuda gereksiz korkular yaşayabiliyor. Ben de ilk başlarda içimde büyüttüğüm bazı endişeler nedeniyle kendimi yormuştum.

Altınların Arasında Öğrendiğim En Büyük Ders

İlgili Makale: Kuveyt'in sahibi kim ?

Kuyumcu dükkânında geçirdiğim zaman bana sadece meslek öğretmedi.

İnsanları tanımayı öğretti.

Bir gün genç bir çift dükkâna geldi. Hayatlarının en özel günlerinden biri için yüzük bakıyorlardı. Gözlerindeki mutluluğu görünce çok etkilendim.

O an düşündüm:

“Demek ki bu meslek sadece metal ve taşlarla ilgili değil. İnsanların anılarına dokunmakla ilgili.”

Fakat başka bir gün yaşadığım bir olay beni derinden kırdı.

Bir müşteri daha önce aldığı bir ürünle ilgili sorun yaşamıştı. Başka bir yerde kendisine yanlış bilgi verilmişti. Adamın yüzündeki hayal kırıklığını görünce çok üzüldüm.

O gün günlüğüme şunu yazdım:

“Bir kuyumcunun elindeki en değerli şey altın değil, güvendir.”

Bu cümle benim için çok önemli oldu. Çünkü kuyumculuğun caiz olup olmadığını düşünürken sadece kuralları değil, ahlakı da anlamam gerektiğini fark ettim.

Kayseri Çarşısında Değişen Bakış Açım

Aylar geçtikçe kuyumculuğa bakışım değişti.

Eskiden altın denince sadece değerli bir maden düşünürdüm. Şimdi ise insanların umutlarını, sevinçlerini ve bazen de hüzünlerini görüyorum.

Bir annenin oğlunun düğünü için aldığı bilezikte sevgisini,

Bir gencin seçtiği yüzükte heyecanını,

Bir ailenin yıllarca biriktirdiği altında emeğini görüyorum.

Bütün bunları gördükçe bu mesleğin büyük bir sorumluluk taşıdığını anladım.

Kuyumculuk caiz midir sorusuna kendi hayatımdan öğrendiğim cevap şu oldu:

Bir işin helal olması sadece yaptığı işle değil, o işi yapan kişinin niyeti ve davranışlarıyla da ilgilidir.

İçimdeki Endişenin Umuda Dönüştüğü Gün

Bir akşam dükkânı kapatırken Mehmet amca bana baktı ve şöyle dedi:

“Sen bu işi sadece öğrenmek için değil, anlamak için yapıyorsun. Bu çok değerli.”

Bu söz beni çok mutlu etti.

Çünkü uzun zamandır içimde taşıdığım soru işaretleri yavaş yavaş yerini huzura bırakıyordu.

Ben hâlâ öğrenmeye devam ediyorum. Hâlâ dinî konularda araştırıyor, büyüklerimin ve uzman kişilerin görüşlerine başvuruyorum. Çünkü insanın kendisini geliştirmesi hiç bitmeyen bir yolculuk.

Ama artık kuyumculuğa sadece bir ticaret olarak bakmıyorum.

Bu mesleğin içinde dürüstlük, emek, güven ve sorumluluk olduğunu biliyorum.

Son Bir Not: Kalbimin Defterine Yazdığım Cümle

Bugün geriye dönüp eski günlüklerimi okuduğumda ilk günkü korkularımı hatırlıyorum. O zamanlar cevabını bilmediğim sorular beni yoruyordu.

Şimdi ise aynı soruya daha sakin bakıyorum.

“Kuyumculuk caiz midir?”

Benim için bu soru sadece bir meslek sorusu değil. Aynı zamanda insanın kazancına, ahlakına ve niyetine dikkat etmesi gerektiğini hatırlatan bir soru.

Kayseri’de küçük bir dükkânda başlayan bu yolculuk bana şunu öğretti:

İnsanın yaptığı iş, kalbinden uzaksa sadece bir kazançtır. Ama kalbiyle yaptığı iş, bir değere dönüşür.

Ve ben artık biliyorum ki parlayan sadece altın değildir. Bazen insanın dürüstlüğü, emeği ve temiz niyeti de en az altın kadar değerlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz